Bir yılı aşkın bir süredir iş başında olan UBP hükümetinin göreve geldiği günden itibaren ortaya koyduğu uygulamalar devlet yönetmekten aciz olduğunu her yönüyle ortaya koymaktadır. Öyle ki, bir yandan ‘‘devlet, millet, vatan’’ edebiyatı ile halkı aldatırken, öte yandan Kıbrıs Türkü’nü bu topraklara bağlayan tüm hayat damarlarını bir bir koparmaktadır.
Bu doğrultuda devlet kurumları özelleştirilmeye çalışılmakta, ekonomik kriz gerekçe gösterilerek BASİRETSİZ yönetim anlayılı ile kurumlar önce batırılmakta ve ardından da birilerine peşkeş çekilmektedir. Önceleri Sanayii Holding ve Eti İşletmeleri, şimdilerde ise Kıbrıs Türk Hava Yolları ve Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu bunun en somut örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tüm bunların yanında, ülkemizin en önde gelen kurumlarından biri olan Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde yaşananlar ise bu SAKAT ZİHNİYETİN en son ürününü oluşturmaktadır. Özellikle, bilimsel ve demokratik eğitimin beşiği olması gereken DAÜ’nün siyasilerin istediği ayak oyunlarını yaparak kurumu yok olma noktasına getirilmesi kesinlikle kabul edilemez.
Kaldı ki, çalışanların büyük umutlarıyla ve oylarıyla seçilen Rektör Prof.Dr. Abdullah Öztoprak’ın DAÜ’nün içinde bulunduğu durum karşısında edilgen ve teslimiyetçi bir tutum sergilemesi büyük bir hayal kırıklığı yaratmaktadır. Kendindinden beklen cesur ve kararlı duruşu gösteremeyen sayın rektörün bu duruşu özerk üniversite kavramını yerle bir etmekte ve üniversitenin SİYASİ ATAMAYLA GÖREV BAŞINA GELENLERE teslim edilmesini getirmektedir.
Çağdaş, ilerici, demokratik ve katılımcı ünüversite yönetimi için rektörden beklenen bu değildir. Bir rektörün görevi, kendisinin ilgili sendikayla görüşüp uzlaşıya vardığı noktaları Üniversite Vakıf Yönetim Kurulu’na iletip, ‘‘Hayır’’ cevabını aldıktan sonra boynu bükük bir şekilde ‘‘Uğraştım ama yapamadım’’ demek de değildir.
Gelinen bu aşamada, hiçbir mali gerekçeye dayanmadan, tüm akademik birimlerden seçimler sonrası önemli miktarda personelin işine son verileceği görülmektedir. Hele hele bu planların ve sinsi oyunların kapalı kapılar ardında tezgahlanmaya çalışılması ise bir üniversite yönetimine hiçbir şekilde yakıştırılamayacak bir durumdur. Bu noktada, hükümet ile onun atadığı Vakıf Yönetim Kurulu’nun üniversiteyi içine sürükledikleri durum ve bu durum karşısında Rektör, Öztoprak’ın sorumsuzluğu acı bir gerçekliktir.
KTOEÖS olarak bizler, hükümet başta olmak üzere yetkili ve sorumlu tüm makamları verdikleri taahütleri yerine getirmeye ve DAÜ^deki sorunları ivedilikle çözmeye çağırırız. Aksi halde, isifa etmekten başka hiçbir şeçenkeleri olmadığını bilimelidirler. Bu bağlamda, DAÜ-SEN’in başlatmış olduğu mücadele ve eylemleri yürekten destekler, sorunun çözümü için her trülü desteği vermeye hazır olduğumuzu bildiririz.