Bir süreden beri toplum gündemini meşgul eden AÖA olayı son günlerde enteresan bir biçimde sendikamıza ahlak sınırlarını da zorlayan bir saldırıya dönüşmüştür. Üzülerek de görüyoruz ki bundan da “kardeş sendika” dediğimiz KTÖS ve onun Genel Sekreteri Şener Elcil’in entrikaları önemli bir rol oynamaktadır. Yalan yanlış bilgilerle basında sendikamızı karalamayı bir marifet sayan bu kişi sendikamızı hedef tahtası yapmaya çalışmakta ve her zamanki çirkin üslubuyla dünyanın merkezine kendini koyarak siyaset yapmaktadır. Bunu yaparken sendikamıza hakarete varan dil uzatmakta sendikamızdaki bazı muhalif kişilerle gizli görüşmeler yapmakta ve sendikamızın üyelerine mesaj vermek suretiyle içişlerimize müdahale etmektedir. KTOEÖS üyeleri en az kendi üyeleri kadar aydın ve olgun insanlardır. Kendi yönetim kurulunu da KTÖS’ün durumunu da değerlendirebilecek kapasitededir. İçi rahat olsun.
Bilindiği üzere Yakın Doğu Üniversitesine okul öncesi öğretmenliği bölümü açma ön izni verilince öğretmenlerinin neredeyse tümü sendikamızın üyesi olan AÖA’nde bize danışma gereği duymadan grev kararı almıştır. Bu okuldaki 4 üyesinden 1 tanesi de bu greve katılmamıştır. Ancak okul öğrencilerinin eylemleri başlayınca, öğrencilerin devamsızlıktan kalma sorunu belirmiştir. Öğrenci liderleriyle sendikamızda yaptığımız toplantı sonucunda AÖA öğrencilerine destek olmak ve onların geleceğini karartmamak adına sendikamız kendi iradesi ile grev kararı aldı. Yaşanan süreçte öğrencilerimiz takdire şayan bir mücadele örneği vermişlerdir ki bu mücadele ne KTÖS ne de KTOEÖS’ündür. Doğrudan öğrencilerimizindir ve bu anlamda onları kutlarız. Ancak UBP hükümetinin KTÖS’ün grevlerini yasaklarken AÖA’ndeki grevi yasaklamaması oldukça enteresan bir olaydır ki bu noktayı provakatör Şener Elcil gözden kaçırmaktadır. Oysa KTOEÖS olarak yaptığımız araştırmalarda hükümetin bu grevin sürmesini, AÖA’nin bu yıl mezun vermemesini ve yaz aylarında kamuda açılacak ilkokul öğretmenlik sınavlarının kadrolarının siyaseten doldurulmasının düşünülüyor olduğunu tesbit ettik.
Öğrenci liderleriyle bunu değerlendirdik ve sorunun çözümüne yönelik bir girişim yapılması ve mezuniyet hakkının siyasete kurban edilmemesi konularını görüştük. Bu girişimi de öğrenci liderlerinin bilgisinde yaptık. Elcil’in dediği gibi gizli gizli değil. Mutabakatın imzalandığı gün de yaklaşık 3 – 4 saat KTÖS, KTOEÖS ve öğrenci temsilcileri bir toplantı yaptık. Ve grevin sürmesiyle AÖA’nin bu yıl mezun vermemesinin tarafımızdan kabul edilecek bir durum olmadığını söyledik. Grevin kalkmasını, mezun olamama tehlikesinin bertaraf edilmesini ve hergün saat 15:00 ten sonra da yine eylemlerin devam etmesini önerdik. Aksi halde bu eylemler sonucu bindiğimiz dalı kesecek ve başka okul mezunları bu yıl işe girerken AÖA mezun veremeyecektir. Bu noktada aramızda düşünce farkı oldu. Bu demokrasinin gereğidir. Bir taraf grev sürsün diyebilir bir taraf hayır kalksın diyebilir. Bu durumda taraflardan bir tanesi ötekini linç etmeye çalışırsa o demokratik tepki olmaktan çıkar, adı faşizm olur. “Ya benimsin ya toprağın” Kıbrıs Türk Halkına yakışan bir üslup değildir.
Akademi konusunda gerçekten hassas olmamız gerekiyor. Ancak geçen hükümet döneminde AÖA öğretmenlerinin emekli olduklarında yerlerine kadrolu değil geçici öğretmen alınması KTÖS – bakanlık işbirliğiyle yasalaşmıştı. Akademi kapatılma tehlikesine asıl o zaman girmişti ama provakatör Elcil, AÖA öğretmenleri KTOEÖS üyesidirler diyerek bu konuya onay vermiştir. Ayrıca Mayıs 2008 de öğretmenler yasasından kıdemli öğretmen tefsiri çıkarılırken KTÖS’le ilgili kısım çıkarılmamış ve bu konuda KTOEÖS olarak yaptığımız bir aya yakın grevi de hiç desteklememişlerdir. Ama KTOEÖS bu konuda kimseye ahlak sınırlarını zorlayan herhangi bir söz de söylememiştir. Seviyeli bir örgüt olmamızın gereği bu konulara dikkat ediyoruz. Bizi yargılamak kimseye düşmez.
KTOEÖS olarak öğrencilerimizin haklı eylemlerini destekliyoruz. Ve bu sorunlarına çare bulmak için gayret ediyoruz. Çözüm bulmaya çalışmak yürek ister, kavga etmek çok daha kolaydır. Ülkemizde 1974’ten beridir yeterli cesurlukta çözüm arayışları olmadığı için yurdumuzda hala daha barış yoktur, ateşkes hali vardır. KTOEÖS olarak bizler elimizi taşın altına koyduk çözüme ulaşmak için çalışıyoruz. KTÖS ise çözüm arayacağına KTOEÖS’na çamur atarak, sendika içi dengelere oynayarak en önemlisi de AÖA öğrencilerinin sırtından siyaset yaparak ucuz kahramanlık peşindedir. Oysa gerçek yurtseverlik öğrencilerimizi de koruyarak bir çözüme ulaşmaktır. Biz öğrencilerimize bir yol gösteriyoruz. “Mezun olma hakkınız siyaset dahil kimseye kaptırmayınız” diyoruz. Mücadelenin saati yoktur. Hükümetin oyununa gelmeyiniz diye çağrı yapıyoruz. Ancak bu çağrıya uymak veya uymamak sizin elinizdedir. KTOEÖS grevini kaldırmış olabilir ama siz irade koyarak, mezuniyetten vazgeçerek boykota devam kararı da alabilirsiniz. Bu konuda sizleri tutan yoktur. Ve sırf bu yüzden da okulunuzdaki KTOEÖS üyesi hocalarınıza “satıldılar” demek durumunuz da yoktur. Veya Elcil’in dolduruşuna gelip KTOEÖS’na siyah çelenk bırakmanıza gerek yoktur.
Herhalde 15 gün kendileri için destek grevi yapan bir kuruma “siyah çelenk” koyma olayı da tarihte bir ilktir. Bizim yine de sizlere saygımız büyüktür. Ama sizden de ayni saygıyı beklemek hakkımızdır. KTÖS yöneticileri yaptığı çirkin söylemleri ilerde meslek hayatınızda kullanmayınız. Sizin devamsızlıktan kalmamanız için grev kararı aldık, yine mezuniyetiniz tehlikeye düşmesin diye grevi kaldırdık ve bunu yaparken de bir çözüm protokolü hazırladık. Bunu yalnızca sizi korumak için yaptık. Bunu bilmenizi isteriz. Nitekim sorunun çözümü için 29 Nisan 2010 Perşembe günü de bu konu ile ilgili olarak Teknik Kurul toplantısı yapılacaktır.
Size gelince KTÖS yöneticileri “kardeş sendika” özelliğinize zarar verdiniz. Bizim çok değerli meslektaşlarımız olan KTÖS üyelerine sevgimiz ve saygımız sonsuzdur ama böylesi bir konuyu fırsat bilerek “satıldılar” “kapalı kapılar ardında vaadler aldılar” gibi kalleşce söylemlere başvurduğunuz için sizi kınıyoruz.
Bu ülkenin barış sorunu varken, anti-demokratik dernekler yasası geçerken, göç yasaları imzalanırken ve halkımızın referandum hakkı meclise devredilmeye çalışılırken sizler bize saldırmayı seçtiniz. Size yazıklar olsun diyoruz ve takdiri halkımızın vicdanına bırakıyoruz.
Adnan ERASLAN
Başkan
Yönetim Kurulu a.